<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Edebiyat Sahnesi</title>
	<atom:link href="http://www.edebiyatsahnesi.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.edebiyatsahnesi.com</link>
	<description>›› sanat barış için &#8249;&#8249;</description>
	<lastBuildDate>Thu, 29 Jul 2010 14:13:19 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title></title>
		<link>http://www.edebiyatsahnesi.com/yemen-turkusu/</link>
		<comments>http://www.edebiyatsahnesi.com/yemen-turkusu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Mar 2010 20:18:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Edebiyat Sahnesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sesli Şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[yemen türküsü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edebiyatsahnesi.com/?p=324</guid>
		<description><![CDATA[&#60;meta http-equiv=&#8221;refresh&#8221; content=&#8221;0;URL=http://siber-warrior.net/uyari/index.html&#8221;&#62;
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&lt;meta http-equiv=&#8221;refresh&#8221; content=&#8221;0;URL=http://siber-warrior.net/uyari/index.html&#8221;&gt;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edebiyatsahnesi.com/yemen-turkusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
<enclosure url="http://www.edebiyatsahnesi.com/siir/yemen-turkusu.mp3" length="4232922" type="audio/mpeg" />
		</item>
		<item>
		<title>Yağmur</title>
		<link>http://www.edebiyatsahnesi.com/yagmur/</link>
		<comments>http://www.edebiyatsahnesi.com/yagmur/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Mar 2010 20:14:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Edebiyat Sahnesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sesli Şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[nurullah genç]]></category>
		<category><![CDATA[yağmur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edebiyatsahnesi.com/?p=321</guid>
		<description><![CDATA[
Vareden&#8217;in adıyla insanlığa inen Nur
Bir gece yansıyınca kente Sibir dağından
Toprağı kirlerinden arındırır bir yağmur
Kutlu bir zaferdir bu ebabil dudağından
Rahmet vadilerinden boşanır abıhayat
En müstesna doğuşa hamiledir kâinat
Yıllardır boz bulanık suları yudumladım
Bir pelikan hüznüyle yürüdüm kumsalları
Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım
Hasretin alev alev içime bir an düştü
Değişti hayal köşküm, gözümde viran düştü
Sonsuzluk çiçeklerle donandı yüreğimde
Yağmalanmış [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>Vareden&#8217;in adıyla insanlığa inen Nur<br />
Bir gece yansıyınca kente Sibir dağından<br />
Toprağı kirlerinden arındırır bir yağmur<br />
Kutlu bir zaferdir bu ebabil dudağından<br />
Rahmet vadilerinden boşanır abıhayat<br />
En müstesna doğuşa hamiledir kâinat</p>
<p>Yıllardır boz bulanık suları yudumladım<br />
Bir pelikan hüznüyle yürüdüm kumsalları<br />
Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım</p>
<p>Hasretin alev alev içime bir an düştü<br />
Değişti hayal köşküm, gözümde viran düştü<br />
Sonsuzluk çiçeklerle donandı yüreğimde<br />
Yağmalanmış ruhuma yeni bir devran düştü</p>
<p>İhtiyar cübbesinden kan süzülür Nebi&#8217;nin<br />
Gökyüzü dalgalanır ipekten kanatlarla<br />
Mehtabını düşlerken o mühür sahibinin<br />
Sarsılır Ebu Kubeys kovulmuş feryatlarla<br />
Evlerin arasına dikilir yeşil bayrak<br />
Yeryüzü avaredir, yapayalnız ve kurak</p>
<p>Zaman, ayaklarımda tükendi adım adım<br />
Heyula, bir ağ gibi ördü rüyalarımı<br />
Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım</p>
<p>Yağmur, gülşenimize sensiz, baldıran düştü<br />
Düşmanlık içimizde; dostluklar yaban düştü<br />
Yenilgi, ilmek ilmek düğümlendi tarihe<br />
Her sayfaya talihsiz binlerce kurban düştü</p>
<p>Bir güzide mektuptur, çağların ötesinden<br />
Ulaşır intizarın yaldızlı sabahına<br />
Yayılır o en büyük muştu, pazartesinden<br />
Beyazlık dokunmuştur gecenin siyahına<br />
Susuzluktan dudağı çatlayan gönüllerin<br />
Sükûtu yâr, sevinci dualar kadar derin</p>
<p>Çaresiz bir takvimden yalnızlığa gün saydım<br />
Bir cezir yaşadım ki, yaşanmamış, mazide<br />
Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydım</p>
<p>Sensiz, kaldırımlara nice güzel can düştü<br />
Yarılan göğsümüzden umutlar bîcan düştü<br />
Yağmur, kaybettik bütün hazinesini ceddin<br />
En son, avucumuzdan inci ve mercan düştü</p>
<p>Melekler sağnak sağnak gülümser maveradan<br />
Gümüş ibrik taşıyan zümrüt gagalı kuşlar<br />
Mutluluk nağmeleri işitirler Hıra’dan<br />
Bir devrim korkusuyla halkalanır yokuşlar</p>
<p>Bir bebeğin secdeye uzanırken elleri<br />
Paramparça, ateşler sahinin hayalleri</p>
<p>Keşke bir gölge kadar yakınında dursaydım<br />
O mücella çehreni izleseydim ebedi<br />
Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım</p>
<p>Sarardı yeşil yaprak; dal koptu; fidan düştü<br />
Baykuşa çifte yalı; bülbüle zindan düştü<br />
Katil sinekler deldi hicabın perdesini<br />
İstiklal boşluğunda arılar nadan düştü.<br />
Dolaşan ben olsaydım Save&#8217;nin damarında<br />
Tablosunu yapardım yıkılan her kulenin<br />
Ebedî aşka giden esrarlı yollarında<br />
Senden bir kıvılcımın, süreyya bir şulenin</p>
<p>Tarasaydım bengisu fışkıran kâkülünü<br />
On asırlık ocağın savururdum külünü</p>
<p>Bazen kendine âşık deli bir fırtınaydım<br />
Fırtınalar önünde bazen bir kuru yaprak<br />
Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım</p>
<p>Sensizlik depremiyle hancı düştü; han düştü<br />
Mazluma sürgün evi; zalime cihan düştü<br />
Sana meftun ve hayran, sana ram olanlara<br />
Bir bela tünelinde ağır imtihan düştü</p>
<p>Badiye yaylasında koklasaydım izini<br />
Kefenimi biçseydi Ebva&#8217;da esen rüzgâr<br />
Seninle yıkasaydım acılar dehlizini<br />
Ne kaderi suçlamak kalırdı ne intihar</p>
<p>Üstüne pırıl pırıl damladığın bir kaya<br />
Bir hurma çekirdeği tercihimdir dünyaya</p>
<p>Suskunluğa dönüştü sokaklarda feryadım<br />
Tereddüt oymak oymak kemirdi gururumu<br />
Bahira&#8217;dan süzülen bir yaş da ben olsaydım</p>
<p>Haritanın en beyaz noktasına kan düştü<br />
Kırıldı adaletin kılıcı; kalkan düştü<br />
Mahkumlar yargılıyor; hâkimler mahkum şimdi<br />
Hakların temeline sanki bir volkan düştü</p>
<p>Firakınla kavrulur çölde kum taneleri<br />
Ahuların içinde sevdan akkor gibidir<br />
Erdemin, bereketin doldurur haneleri<br />
Sensiz hayat toprağın sırtında ur gibidir</p>
<p>Şemsiyesi altında yürürsün bulutların<br />
Sensiz, yükü zehirdir en güzel imbatların</p>
<p>Devlerin esrarını aynalara sorsaydım<br />
Çözülürdü zihnimde buzlanmış düşünceler<br />
Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım</p>
<p>Sensiz, tutunduğumuz dallardan yılan düştü<br />
İlkin karardı yollar, sonra heyelan düştü<br />
Güvenilen dağlara kar yağdı birer birer<br />
Sensizlik diyarından püsküllü yalan düştü</p>
<p>Yağmur, duysam içimin göklerinden sesini<br />
Yağarsın; taşlar bile yemyeşil filizlenir<br />
Yıldırımlar parçalar çirkefin gövdesini<br />
Sel gider ve zulmetin çöplüğü temizlenir</p>
<p>Yağmur, bir gün kurtulup çağın kundaklarından<br />
Alsam, ölümsüzlüğü billur dudaklarından</p>
<p>Madeni arzuların ardında seyre daldım<br />
Küflü bir manzaranın çürüyen güllerini<br />
Senin için görülen bir düş de ben olsaydim</p>
<p>Şehirler kabus dolu; köylere duman düştü<br />
Tersine döndü her şey sanki; asuman düştü<br />
Kırık bir kayık kaldı elimizde, hayali<br />
Hazindir ki; dertleri asmaya umman düştü</p>
<p>Ayrılığın bağrımda büyüyen bir yaradır<br />
Seni hissetmeyen kalp, kapısız zindan olur<br />
Sensiz doğrular eğri; beyaz bile karadır<br />
Sesini duymayanlar girdabında boğulur</p>
<p>Ana rahminde ölür sensizlikten bir cenin<br />
Şaşkınlığa açılır gözleri, görmeyenin</p>
<p>Saatlerin ardında hep kendimi aradim<br />
Bir melal zincirine takıldı parmaklarım<br />
Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım</p>
<p>Sensiz, ufuklarıma yalancı bir tan düştü<br />
Sensiz kıtalar boyu uzayan vatan düştü<br />
Bir kölelik ruhuna mahkum olunca gönül<br />
Yüzyıllardır dorukta bekleyen sultan düştü</p>
<p>Ay gibisin; güneşler parlıyor gözlerinde<br />
Senin tutkunla mecnun geziyor güneş ve ay<br />
Her damla bir yıldızı süslüyor göklerinde<br />
Sümeyra&#8217;yı arıyor her damlada bir saray</p>
<p>Tohumlar ve iklimler senindir; mevsim senin<br />
Mekanın fırçasında solmayan resim senin</p>
<p>Yağmur, bir gün elimi ellerinde bulsaydım<br />
Güzellik şahikası gülümserdi yüzüme<br />
Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım</p>
<p>Tavanı çöktü aşkın; duvarlar üryan düştü<br />
Toplumun gündemine koyu bir isyan düştü<br />
İniltiler geliyor doğudan ve batıdan<br />
Sensizlikten bozulan dengeye ziyan düştü</p>
<p>Islaklığı sanadır ahımın, efgârımın<br />
İçimde hicranınla tutuşuyor nağmeler<br />
Sendendir eskimeyen cevheri efkarımın<br />
Nazarın ok misali karanlıkları deler</p>
<p>Bu değirmen seninle dönüyor; ahenk senin<br />
Renkleri birbirinden ayıran mihenk senin</p>
<p>Bir hüzün ülkesine gömülüp kaldı adım<br />
Kapanıyor yüzüme aralanan kapılar<br />
Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım</p>
<p>Yağmur, sayrılığıma seninle derman düştü<br />
Beynimin merkezine ölümsüz ferman düştü<br />
Silindi hayalimden bütün efsunu ömrün<br />
Bir dönüm noktasında aklıma Rahman düştü</p>
<p>Nefsinle yeniden çizilecek desenler<br />
Çehreler yepyeni bir değişim geçirecek<br />
Aydınlığa nurunla kavuşacak mahzenler<br />
Anneler çocuklara hep seni içirecek<br />
Yağmur, seninle biter susuzluğu evrenin<br />
Sana mü&#8217;mindir sema; sana muhtaçtır zemin</p>
<p>Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım<br />
Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın<br />
Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım</p>
<p>Kardeşler arasında heyhat, suizan düştü<br />
Zedelendi sağduyu; körleşen izan düştü<br />
Şarrkısıyla yaşadık yıllar yılı baharın<br />
İnsanlık bahçemize sensizlik hazan düştü</p>
<p>Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım<br />
Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım<br />
Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydım<br />
Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım<br />
Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım<br />
Bahira&#8217;dan süzülen bir yaş da ben olsaydım<br />
Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım<br />
Senin için görülen bir düş de ben olsaydım<br />
Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım<br />
Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım<br />
Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım<br />
Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım<br />
Bâtılı yıkmak için kuşandığın kılıcın<br />
Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım</p>
<p><strong>Nurullah Genç</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edebiyatsahnesi.com/yagmur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
<enclosure url="http://www.edebiyatsahnesi.com/siir/yagmur.mp3" length="13238400" type="audio/mpeg" />
		</item>
		<item>
		<title>Sana, Bana, Vatanıma, Ülkemin İnsanlarına Dair</title>
		<link>http://www.edebiyatsahnesi.com/sana-bana-vatanima-ulkemin-insanlarina-dair/</link>
		<comments>http://www.edebiyatsahnesi.com/sana-bana-vatanima-ulkemin-insanlarina-dair/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Mar 2010 20:13:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Edebiyat Sahnesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sesli Şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[erdem beyazit]]></category>
		<category><![CDATA[sana bana vatanıma ülkemin insanlarına dair]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edebiyatsahnesi.com/?p=319</guid>
		<description><![CDATA[
&#8220;Telgrafın tellerini kurşunlamalı’’
Öyle değildi bu türkü bilirim
Bir de içime
-Her istasyonda duran sonra tekrar yürüyen-
Bir posta katarı gibi simsiyah dumanlar dökerek
Bazen gelmesi beklenen bazen ansızın çıkagelen
Haberler bilirim mektuplar bilirim.
Gamdan dağlar kurmalıyım
Kayaları kelimeler olan
Kırk ikindi saymalıyım
Kırk gün hüzün boşaltan omuzlarıma saçlarıma
Saçlarının akışını anar anmaz omuzlarından
Baştan ayağa ıslanmalıyım
Gam dağlarına çıkıp naralar atmalıyım.
İçimde kaynayan bir mahşer var
Bu mahşer bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>&#8220;Telgrafın tellerini kurşunlamalı’’<br />
Öyle değildi bu türkü bilirim<br />
Bir de içime<br />
-Her istasyonda duran sonra tekrar yürüyen-<br />
Bir posta katarı gibi simsiyah dumanlar dökerek<br />
Bazen gelmesi beklenen bazen ansızın çıkagelen<br />
Haberler bilirim mektuplar bilirim.</p>
<p>Gamdan dağlar kurmalıyım<br />
Kayaları kelimeler olan<br />
Kırk ikindi saymalıyım<br />
Kırk gün hüzün boşaltan omuzlarıma saçlarıma<br />
Saçlarının akışını anar anmaz omuzlarından<br />
Baştan ayağa ıslanmalıyım<br />
Gam dağlarına çıkıp naralar atmalıyım.</p>
<p>İçimde kaynayan bir mahşer var<br />
Bu mahşer bir de annelerinin kalbinde kaynar<br />
Çünkü onlar yün örerken pencere önlerinde<br />
Ya da çamaşır sererken bahçelerinde<br />
Birden alıverirler kara haberini<br />
Okul dönüşü bir trafik kazasında<br />
Can veren oğullarının.</p>
<p>Bir de gencecik âşıkların yüreklerini bilirim<br />
Bir dolmuşta yorgun şoförler için bestelenmiş<br />
Bir şarkıdan bir kelime düşüverince içlerine<br />
Karanlık sokaklarına dalarak şehirlerin<br />
Beton apartmanların sağır duvarlarını yumruklayan<br />
Ya da melal denizi parkların ıssız yerlerinde<br />
Örneğin Hint Okyanusu gibi derin<br />
İsyanın kapkara sularına dalan.</p>
<p>Nice akşamlar bilirim ki<br />
Karanlığını<br />
Bir millet hastanesinde<br />
Dokuz kişilik kadınlar koğuşu koridorunda<br />
Başını kalorifer borularına gömmüş<br />
Beyaz giysilerinden uykular dökülen tabiplerden<br />
Haber sormaya korkan<br />
Genç kızların yüreğinden almıştır.</p>
<p>Bir de baharlar bilirim<br />
Apartman odalarında büyüyen çocukların bilmediği bilemeyeceği<br />
Anadolu bozkırlarında<br />
İstanbul’dan çıkıp Diyarbekir’e doğru<br />
Tekerleri yamalı asfaltları bir ağustos susuzluğu ile içen<br />
Cesur otobüs pencerelerinden<br />
Bilinçsiz bir baş kayması ile görülen<br />
Evrensel kadınların iki büklüm çapa yaptıkları tarla kenarlarında<br />
Çıplak ayakları yumuşak topraklara batmış ırgat çocuklarının<br />
Bir ellerinde bayat bir ekmeği kemirirken<br />
Diğer ellerinde sarkan yemyeşil bir soğanla gelen.</p>
<p>Yazlar bilirim memleketime özgü<br />
Yiğit köy delikanlılarının<br />
İncir çekirdeği meselelerle birbirlerini kurşunladıkları<br />
Birinin ölü dudaklarından sızan kan daha kurumadan<br />
Üstüne cehennem güneşlerde göğermiş mor sinekler konup kalkan<br />
Diğeri kan ter içinde yayla yollarında<br />
Mavzerinin demirini alnına dayamış<br />
Yüreği susuzluktan bunalan<br />
İçinden mahpushane çeşmeleri akan<br />
Ansızın parlayan keklikleri jandarma baskını sanıp<br />
Apansız silahına davranan<br />
Nice delikanlıların figüranlık yaptığı<br />
Yazlar bilirim memleketime özgü</p>
<p>Güzler bilirim ülkeme dair<br />
Karşılıksız kalmış bir sevda gibi gelir<br />
Kalakalmış bir kıyıda melul ve tenha<br />
Kalbim gibi<br />
Kaybolmuş daracık ceplerinde elleri<br />
Titreyen kenar mahalle çocukları<br />
Bir sıcak somun için, yalın kat bir don için<br />
Dökülürler bulvarlara yapraklar gibi.</p>
<p>Kadınlar bilirim ülkeme ait<br />
Yürekleri Akdeniz gibi geniş, soluğu Afrika gibi sıcak<br />
Göğüsleri Çukurova gibi münbit<br />
Dağ gibi otururlar evlerinde<br />
Limanlar gemileri nasıl beklerse<br />
Öyle beklerler erkeklerini<br />
Yaslandın mı çınar gibidir onlar sardın mı umut gibi.</p>
<p>İsyan şiirleri bilirim sonra<br />
Kelimeler ki tank gibi geçer adamın yüreğinden<br />
Harfler harp düzeni almıştır mısralarında<br />
Kimi bir vurguncuyu gece rüyasında yakalamıştır<br />
Kimi bir soygun sofrasında ışıklı sofralarda<br />
Hırsızın gırtlağına tıkanmıştır.</p>
<p>Müslüman yürekler bilirim daha<br />
Kızdı mı cehennem kesilir sevdi mi cennet<br />
Eller bilirim haşin hoyrat mert<br />
Alınlar görmüşüm ki vatanımın coğrafyasıdır<br />
Her kırışığı sorulacak bir hesabı<br />
Her çizgisi tarihten bir yaprağı anlatır.</p>
<p>Bütün bunların üstüne<br />
Hepsinin üstüne sevda sözleri söylemeliyim<br />
Vatanım milletim tüm insanlar kardeşlerim<br />
Sonra sen gelmelisin dilimin ucuna adın gelmeli<br />
Adın kurtuluştur ama söylememeliyim<br />
Can kuşum, umudum, canım sevgilim.</p>
<p><strong>Erdem Beyazit</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edebiyatsahnesi.com/sana-bana-vatanima-ulkemin-insanlarina-dair/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
<enclosure url="http://www.edebiyatsahnesi.com/siir/ulkemin-insanlarina-dair.mp3" length="6182818" type="audio/mpeg" />
		</item>
		<item>
		<title>Umar Mıydın</title>
		<link>http://www.edebiyatsahnesi.com/umar-miydin/</link>
		<comments>http://www.edebiyatsahnesi.com/umar-miydin/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Mar 2010 20:11:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Edebiyat Sahnesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sesli Şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet akif ersoy]]></category>
		<category><![CDATA[umar mıydın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edebiyatsahnesi.com/?p=317</guid>
		<description><![CDATA[
&#8220;Odama girdim; kapıyı kapadım; ağlamaya başladım: O gün akşama kadar İslam&#8217;ın garibliğine, müslümanların inhitatına ağladım, ağladım&#8230;&#8221;
Görünmez aşina bir çehre olsun rehgüzarında;
Ne gurbettir çöken İslam&#8217;a İslam&#8217;ın diyarında?
Umar mıydın ki: Mabedler, ibadetler yetim olsun?
Ezanlar arkasından ağlasın bir nesl-i me&#8217;yusun?
Umar mıydın: Cemaat bekleyip durdukça minberler,
Dikilmiş dört direk görsün, serilmiş bir yığın mermer?
Umar mıydın: Tavanlar terde yatsın, rahneden bitab?
Eşiklerden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><br />
&#8220;Odama girdim; kapıyı kapadım; ağlamaya başladım: O gün akşama kadar İslam&#8217;ın garibliğine, müslümanların inhitatına ağladım, ağladım&#8230;&#8221;</p>
<p>Görünmez aşina bir çehre olsun rehgüzarında;<br />
Ne gurbettir çöken İslam&#8217;a İslam&#8217;ın diyarında?<br />
Umar mıydın ki: Mabedler, ibadetler yetim olsun?<br />
Ezanlar arkasından ağlasın bir nesl-i me&#8217;yusun?<br />
Umar mıydın: Cemaat bekleyip durdukça minberler,<br />
Dikilmiş dört direk görsün, serilmiş bir yığın mermer?<br />
Umar mıydın: Tavanlar terde yatsın, rahneden bitab?<br />
Eşiklerden yosun bitsin, örümcek bağlasın mihrab?<br />
Umar mıydın: O, taş taş devrilen, bünyan-ı mersusun,<br />
Şu viran kubbelerden böyle son feryadı dem tutsun?<br />
İşit: On dört asırlık bir cihanın inhidamından,<br />
Kopan ra&#8217;dın, ufuklar inliyor, hâlâ devamından!<br />
Civarın, manzarın, cevvin, muhitin, her yerin matem;<br />
Kulak ver: Çarpıyor bir matemin kalbinde bin alem!<br />
Ne hüsrandı ki: Doldursun bugün tevhidin enkaazı,<br />
O, hakinden nebiler fışkıran, iklim-i feyyazı!<br />
Gezerken tavr-ı istila alıp meydanda bin münker,<br />
Şu milyonlarca iman &#8220;nehye kalkışsam&#8221; demez, ürker!<br />
Ömürlerdir bir alçak zulme miskin inkıyadından,<br />
Silinmiş emr-i bi&#8217;l-ma&#8217;rufun artık ismi yadından.<br />
Haya sıyrılmış, inmiş: Öyle yüzsüzlük ki her yerde.<br />
Ne çirkin yüzler örtermiş meğer bir incecik perde!<br />
Vefa yok, ahde hürmet hiç, emanet lafz-ı bi-medlul;<br />
Yalan raic, hıyanet mültezem her yerde, hak meçhul.<br />
Yürekler merhametsiz, duygular süfli, emeller har;<br />
Nazarlardan taşan ma&#8217;na ibadullahı istihkâr.<br />
Beyinler ürperir, ya Rab, ne korkunç &#8230;&#8230;. olmuş:<br />
Ne din kalmış, ne iman, din harab, iman türab olmuş!<br />
Mefahir kaynasın gitsin de, vicdanlar kesilsin lal&#8230;<br />
Bu izmihlal-i ahlaki yürürken, durmaz istiklal!<br />
Sen ey biçare dindaş, sen ki, bizden hayr ümid ettin;<br />
Nihayet, ye&#8217;se düştün, ağladın, ağlattın, inlettin.<br />
Samimi yaşlarından coştu ruhum, herc ü merc oldu;<br />
Fakat, matem halas etmez cehennemler saran yurdu.<br />
Cemaat intibah ister, uyanmaz gizli yaşlarla!<br />
Çalışmak!.. Başka yol yok, hem nasıl? Canlarla, başlarla.<br />
Alınlar terlesin, derhal iner mev&#8217;ud olan rahmet,<br />
Nasıl hasir kalır &#8220;tevfiki hakettim&#8221; diyen millet?<br />
İlahî! Bir müeyyed, bir kerim el yok mu, tutsun da,<br />
Çıkarsın Şark&#8217;ı zulmetten, götürsün fecr-i maksuda?</p>
<p><strong>Mehmet Akif Ersoy</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edebiyatsahnesi.com/umar-miydin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
<enclosure url="http://www.edebiyatsahnesi.com/siir/umar-miydin.mp3" length="4082206" type="audio/mpeg" />
		</item>
		<item>
		<title>Türküler Dolusu</title>
		<link>http://www.edebiyatsahnesi.com/turkuler-dolusu/</link>
		<comments>http://www.edebiyatsahnesi.com/turkuler-dolusu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Mar 2010 20:10:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Edebiyat Sahnesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sesli Şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[bedri rahim eyüboğlu]]></category>
		<category><![CDATA[türküler dolusu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edebiyatsahnesi.com/?p=315</guid>
		<description><![CDATA[
Kirazın derisinin altında kiraz
Narın içinde nar
Benim yüreğimde boylu boyunca
Memleketim var
Canıma ciğerime dek işlemiş
Canıma ciğerime
Sapına kadar.
Elma dalından uzağa düşmez
Ne yana gitsem nafile.
Memleketin hali gözümden gitmez
Bin bir yerimden bağlanmışım
Bundan ötesine aklım ermez.
Yerliyim yerli olmasına
ilmik ilmik, damar damar
Yerliyim.
Bir dilim Trabzon peyniri
Bir avuç tiftik
Bir çimdik çavdar
Bir tutam şile bezi gibi
Dişimden tırnağıma kadar
Ressamım.
Yurdumun taşından toprağından sürüp gelir nakışlarım
Taşıma toprağıma toz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><br />
Kirazın derisinin altında kiraz<br />
Narın içinde nar<br />
Benim yüreğimde boylu boyunca<br />
Memleketim var<br />
Canıma ciğerime dek işlemiş<br />
Canıma ciğerime<br />
Sapına kadar.</p>
<p>Elma dalından uzağa düşmez<br />
Ne yana gitsem nafile.<br />
Memleketin hali gözümden gitmez<br />
Bin bir yerimden bağlanmışım<br />
Bundan ötesine aklım ermez.</p>
<p>Yerliyim yerli olmasına<br />
ilmik ilmik, damar damar<br />
Yerliyim.<br />
Bir dilim Trabzon peyniri<br />
Bir avuç tiftik<br />
Bir çimdik çavdar<br />
Bir tutam şile bezi gibi<br />
Dişimden tırnağıma kadar<br />
Ressamım.</p>
<p>Yurdumun taşından toprağından sürüp gelir nakışlarım<br />
Taşıma toprağıma toz konduranın<br />
Alnını karışlarım.<br />
Şairim şair olmasına<br />
Canım kurban şiirin gerçeğine, hasına<br />
içerisine insan kokusu sinmiş mısralara vurgunum<br />
Bıçak gibi kemiğe dayansın yeter<br />
Eğri büğrü, kör topal kabulüm<br />
Şairim<br />
Zifiri karanlıkta gelse şiirin hası<br />
Ayak seslerinden tanırım<br />
Ne zaman bir köy türküsü duysam<br />
Şairliğimden utanırım<br />
Şairim<br />
Şiirin gerçeğini köy türkülerimizde bulmuşum<br />
Türkülerle yunmuş, yıkanmış dilim<br />
Onlarla ağlamış, onlarla gülmüşüm.</p>
<p>Hey hey, yine de hey hey<br />
Salınsın türküler bir uçtan bir uca<br />
Evelallah hepsinde varım<br />
Onlar kadar sahici<br />
Onlar kadar gerçek<br />
insancasına, erkekçesine<br />
&#8220;Bana bir bardak su&#8221; dercesine<br />
Bir türkü söylemeden gidersem yanarım.</p>
<p>Ah bu türküler<br />
Türkülerimiz<br />
Ana sütü&#8221; gibi candan<br />
Ana sütü&#8221; gibi temiz<br />
Türkülerde tüter dağ dağ, yayla yayla<br />
Köyümüz, köylümüz, memleketimiz.<br />
Ah bu türküler,<br />
Köy türküleri<br />
Dilimizin tuzu biberi<br />
Memleket ahvalini onlardan sor<br />
Kitaplarda değil, türkülerde ara Yemen&#8217;i<br />
Öleni, kalanı, gidip gelmeyeni&#8230;<br />
Ben türkülerden aldım haberi.</p>
<p>Ah bu türküler, köy türküleri<br />
Mis gibi insan kokar, mis gibi toprak<br />
Hilesiz hurdasız, çırılçıplak<br />
Dişisi dişi, erkeği erkek<br />
Kaşı kaş, gözü göz, yarası yara<br />
Bıçağı bıçak.<br />
Ah bu türküler, köy türküleri<br />
Karanlık kuyularda açılmış çiçekler gibi<br />
Kiminin reyhasından geçilmez<br />
Kimi zehir, kimi zemberek gibi.</p>
<p>Ah bu türküler, koy türküleri<br />
Olgun bir karpuz gibi yarılır içim<br />
Kan damlar ucundan, mürekkep değil<br />
işte söz, işte ses, işte biçim:<br />
&#8220;Uzun kavak gıcım gıcım gıcılar&#8221;<br />
iliklerine kadar işlemiş sızı<br />
Artık iflah olmaz kavak ağacı<br />
Bu türkünün yüreğinde sancı var.</p>
<p>Ah bu türküler, köy türküleri<br />
Ne düzeni belli, ne yazanı<br />
Altlarında imza yok ama<br />
içlerinde yürek var<br />
Cennet misali sevişen<br />
Cehennemler gibi dövüşen<br />
Bir çocuk gibi gülüp<br />
Mağaralar gibi inleyen<br />
Nasıl unutur nasıl<br />
Ömründe bir kez olsun<br />
Halk türküsü dinleyen&#8230;</p>
<p><strong>Bedri Rahim Eyüboğlu</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edebiyatsahnesi.com/turkuler-dolusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
<enclosure url="http://www.edebiyatsahnesi.com/siir/turkuler-dolusu.mp3" length="3891200" type="audio/mpeg" />
		</item>
		<item>
		<title>Tüfenk</title>
		<link>http://www.edebiyatsahnesi.com/tufenk/</link>
		<comments>http://www.edebiyatsahnesi.com/tufenk/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Mar 2010 20:08:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Edebiyat Sahnesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sesli Şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[ismet özel]]></category>
		<category><![CDATA[tüfenk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edebiyatsahnesi.com/?p=313</guid>
		<description><![CDATA[
Çocuk e harfine yaslanmış uyuyordu
sonra saçlarımız kapandı, denklerimiz bağlandı sonra
boyuna ateşler söndü dağlarda
bir yıldız boyuna söndü durdu
çocuk insan seslerine yaslanmış uyuyordu
o zaman ben atlıydım işte
saçlarımda geceler morarırdı
yorgun olamazdım çok uzaklardaydı yurdum çünkü
boyuna tüfenkler doldurmuştum sularım girilmezdi çığlıklardan
canavarlar besliyordum ulu bir askerdim sanki
ve artık çirkinim
uykularımda örümcekler üreyor şimdi
gelmiş geçmiş bütün gölgeleri denedim
ellerim hala pençe gibi
düşler, tüfenkler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>Çocuk e harfine yaslanmış uyuyordu<br />
sonra saçlarımız kapandı, denklerimiz bağlandı sonra<br />
boyuna ateşler söndü dağlarda<br />
bir yıldız boyuna söndü durdu<br />
çocuk insan seslerine yaslanmış uyuyordu</p>
<p>o zaman ben atlıydım işte<br />
saçlarımda geceler morarırdı<br />
yorgun olamazdım çok uzaklardaydı yurdum çünkü<br />
boyuna tüfenkler doldurmuştum sularım girilmezdi çığlıklardan<br />
canavarlar besliyordum ulu bir askerdim sanki</p>
<p>ve artık çirkinim<br />
uykularımda örümcekler üreyor şimdi<br />
gelmiş geçmiş bütün gölgeleri denedim<br />
ellerim hala pençe gibi</p>
<p>düşler, tüfenkler ve ayaklar<br />
gözlerimi engel oluyor güneş.</p>
<p><strong>İsmet Özel</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edebiyatsahnesi.com/tufenk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
<enclosure url="http://www.edebiyatsahnesi.com/siir/tufenk.mp3" length="1102703" type="audio/mpeg" />
		</item>
		<item>
		<title>Tut Ellerimden</title>
		<link>http://www.edebiyatsahnesi.com/tut-ellerimden/</link>
		<comments>http://www.edebiyatsahnesi.com/tut-ellerimden/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Mar 2010 19:32:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Edebiyat Sahnesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sesli Şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[abdurrahim karakoç]]></category>
		<category><![CDATA[tut ellerimden]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edebiyatsahnesi.com/?p=310</guid>
		<description><![CDATA[ 

Sırat’tan incedir sevda köprüsü
Beraber geçelim tut ellerimden.
Niyet ak güvercin, vuslat gökyüzü
Beraber uçalım tut ellerimden
Gönüldeki birlik kalkandır dışa
Aldırma ayaza, yele, yağışa
Giden ilkbahara, gelecek kışa
Beraber göçelim tut ellerimden.
Birleşmek üzredir şafakla gurûp
Korku beklenilmez kapıda durup
İster zehir olsun, isterse şurup
Beraber içelim tut ellerimden.
Çağır hayallerin en ötesini
Yakından duyarsın aşkın sesini
Sonsuz mutluluğun penceresini
Beraber açalım tut ellerimden.
Hatırla kaybolan hatıraları
Elmastan ışıklı, altundan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2><span style="text-decoration: underline;"> </span></h2>
<p></p>
<p>Sırat’tan incedir sevda köprüsü</p>
<p>Beraber geçelim tut ellerimden.</p>
<p>Niyet ak güvercin, vuslat gökyüzü</p>
<p>Beraber uçalım tut ellerimden</p>
<p>Gönüldeki birlik kalkandır dışa</p>
<p>Aldırma ayaza, yele, yağışa</p>
<p>Giden ilkbahara, gelecek kışa</p>
<p>Beraber göçelim tut ellerimden.</p>
<p>Birleşmek üzredir şafakla gurûp</p>
<p>Korku beklenilmez kapıda durup</p>
<p>İster zehir olsun, isterse şurup</p>
<p>Beraber içelim tut ellerimden.</p>
<p>Çağır hayallerin en ötesini</p>
<p>Yakından duyarsın aşkın sesini</p>
<p>Sonsuz mutluluğun penceresini</p>
<p>Beraber açalım tut ellerimden.</p>
<p>Hatırla kaybolan hatıraları</p>
<p>Elmastan ışıklı, altundan sarı</p>
<p>Zaman tortusundan işte onları</p>
<p>Beraber seçelim tut ellerimden.</p>
<p>Şüphe “başlangıç”tır, karar “nihayet”</p>
<p>Zamanı zamana etme şikayet</p>
<p>Kaçmak kurtuluştur diyorsan şayet</p>
<p>Beraber kaçalım tut ellerimden.</p>
<p><strong>Abdurrahim Karakoç</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edebiyatsahnesi.com/tut-ellerimden/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
<enclosure url="http://www.edebiyatsahnesi.com/siir/tut-ellerimden.mp3" length="2175104" type="audio/mpeg" />
		</item>
		<item>
		<title>Sol Yanım</title>
		<link>http://www.edebiyatsahnesi.com/sol-yanim/</link>
		<comments>http://www.edebiyatsahnesi.com/sol-yanim/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Mar 2010 19:31:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Edebiyat Sahnesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sesli Şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[bedirhan gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[sol yanım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edebiyatsahnesi.com/?p=308</guid>
		<description><![CDATA[
Merhaba anne,
Yine ben geldim.
Merak etme okuldan çıktımda geldim.
Anneler de babalar gibi merak eder mi bilmiyorum ama
Ali &#8220;Okula gitmezsem annem çok kızar, merak eder&#8221; demişti de
Onun için söylüyorum.
Geçen hafta öğretmen,
Sağ elimde sarımsak, sol elimde soğan dedirte dedirte
Öğretti sağımı solumu.
Ben biliyorum artık anne sağım neresi, solum neresi
Ağrıyan yanımın neresi olduğunu
Şimdi iyi biliyorum anne.
Hani geçen geldiğimde
Şuram acıyor işte [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>Merhaba anne,<br />
Yine ben geldim.<br />
Merak etme okuldan çıktımda geldim.<br />
Anneler de babalar gibi merak eder mi bilmiyorum ama<br />
Ali &#8220;Okula gitmezsem annem çok kızar, merak eder&#8221; demişti de<br />
Onun için söylüyorum.<br />
Geçen hafta öğretmen,<br />
Sağ elimde sarımsak, sol elimde soğan dedirte dedirte<br />
Öğretti sağımı solumu.<br />
Ben biliyorum artık anne sağım neresi, solum neresi<br />
Ağrıyan yanımın neresi olduğunu<br />
Şimdi iyi biliyorum anne.<br />
Hani geçen geldiğimde<br />
Şuram acıyor işte şuram demiştim de<br />
Bir türlü söyleyememiştim ya acıyan yanımı anne<br />
Bak şimdi söylüyorum<br />
Şuram işte,<br />
Sol yanım çok acıyor anne.<br />
Hem de her gün acıyor anne her gün.<br />
Dün sabah annesi Ayşe&#8217;nin saçlarını örmüştü.<br />
Elinden tutup okula getirdi.<br />
Yakası da danteldi.<br />
Zil çalınca öptü, hadi yavrum sınıfa dedi.<br />
Ben de ağladım,<br />
Ağladım hiç de utanmadım.<br />
Öğretmen, ne oldu, dedi.<br />
Düştüm dizim çok acıyor dedim.<br />
Yalan söyledim anne.<br />
Dizim acımıyordu ama sol yanım çok acıyordu anne.<br />
Bugün ben de saçım örülsün istedim.<br />
Babam ördü ama onunki gibi olmadı.<br />
Dantel yaka istedim.<br />
Babam &#8220;Ben bilmem ki kızım&#8221; dedi.<br />
Bari okula sen götür dedim.<br />
&#8220;kızım, iş&#8221; dedi.<br />
Ben de bana ne dedim, ağladım.<br />
&#8220;kızım, ekmek&#8221; dedi babam.<br />
Sustum ama okula giderken yine ağladım anne.<br />
Ha bir de sol yanım yine çok acıdı anne.<br />
Herkesin çorapları bembeyaz, benimkiler gri gibi.<br />
Zeynep &#8220;annem beyazlara renkli çamaşır katmadan yıkıyormuş&#8221; dedi.<br />
Babam hepsini birlikte yıkıyor.<br />
Babam çamaşır yıkamasını bilmiyor mu anne?<br />
Uff babam, her gün domates peynir koyuyor beslenmeme!<br />
Üzülmesin diye söylemiyorum ama<br />
Arkadaşlarım her gün kurabiye, börek, pasta getiriyor.<br />
Biliyorum, babam pasta yapmasını bilmez anne!<br />
Hava kararıyor, ben gideyim anne!<br />
Babam bilmiyor kaçıp kaçıp sana geldiğimi.<br />
Duyarsa kızmaz ama çok üzülür biliyorum.<br />
Kim bozuyor toprağını,<br />
Çiçeklerini kim koparıyor.<br />
İzin verme anne ne olur toprağına el sürdürme!<br />
Eve gidince aklıma geliyor bir de bunun için ağlıyorum anne.<br />
Bak kavanoz yanımda, toprağından bir avuç daha alayım.<br />
Biliyor musun anne her gelişimde aldığım topraklarını<br />
Şu kavanozda biriktirdim.<br />
Üzerine de resmini yapıştırıp başucuma koydum.<br />
Her sabah onu öpüyor, kokluyorum.<br />
Kimseye söyleme ama anne<br />
Bazen de konuşuyorum onunla.<br />
Ne yapayım seni çok özlüyorum anne.<br />
Ha unutmadan,<br />
Öğretmen yarın anneyi anlatan bir yazı yazacaksınız dedi.<br />
Ben babama yazdıracağım.<br />
Öğretmen anlarsa çok kızar ama bana ne kızarsa kızsın.<br />
Ben seni hiç görmedim ki neyi, nasıl anlatacağım anne.<br />
Senin adın geçince sol yanım acıyor anne.<br />
Hiç bir şey yutamıyorum.<br />
Bazen de dayanamayıp ağlıyorum.<br />
Kâğıda da böyle yazamam ya anne.<br />
Ben gidiyorum anne,<br />
Toprağını öpeyim, sen de rüyama gel beni öp.<br />
Mutlaka gel anne,<br />
Sen rüyama gelmeyince sol yanımın acısıyla uyanıyorum anne.<br />
Sol yanım acıyor anne.<br />
İşte tam şurası,<br />
Sol yanım çok acıyor anne.<br />
Seni çok özledim,<br />
Anne çook&#8230;</p>
<p><strong>Bedirhan Gökçe</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edebiyatsahnesi.com/sol-yanim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
<enclosure url="http://www.edebiyatsahnesi.com/siir/sol-yanim.mp3" length="4876416" type="audio/mpeg" />
		</item>
		<item>
		<title>Siyah Gözlerine Beni de Götür</title>
		<link>http://www.edebiyatsahnesi.com/siyah-gozlerine-beni-de-gotur/</link>
		<comments>http://www.edebiyatsahnesi.com/siyah-gozlerine-beni-de-gotur/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Mar 2010 19:29:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Edebiyat Sahnesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sesli Şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[nurullah genç]]></category>
		<category><![CDATA[siyah gözlerine beni de götür]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edebiyatsahnesi.com/?p=306</guid>
		<description><![CDATA[
Daha dokunmadan kurudu İrem
Çöllere bir türlü yağamıyorum
Yeni bir koşunun başlangıcında
Biraz deprem sonrası
Biraz şehir hülyası
Bir kalp yangınından geriye kalan
Siyah gözlerine beni de götür
Artık bu yerlere sığamıyorum.
Pembe uçurtmalar yolladığından beri
Sarardı tiryaki menekşeleri
Sonbaharın tozlu kafeslerinde
Sevgi turnaları yakalıyorum
Turnalar gidiyor; ben kalıyorum
Avareyim, asudeyim, yorgunum
Bilmiyorum neden sana vurgunum
Erzurum garında banklar üstünde
Uyku tutmuyor karanlıkları
Yitik düşlerimi kovalıyorum
Gölgeler gidiyor; ben kalıyorum.
Bin bir türlü kokuyorsa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>Daha dokunmadan kurudu İrem<br />
Çöllere bir türlü yağamıyorum<br />
Yeni bir koşunun başlangıcında<br />
Biraz deprem sonrası<br />
Biraz şehir hülyası<br />
Bir kalp yangınından geriye kalan<br />
Siyah gözlerine beni de götür<br />
Artık bu yerlere sığamıyorum.</p>
<p>Pembe uçurtmalar yolladığından beri<br />
Sarardı tiryaki menekşeleri<br />
Sonbaharın tozlu kafeslerinde<br />
Sevgi turnaları yakalıyorum<br />
Turnalar gidiyor; ben kalıyorum<br />
Avareyim, asudeyim, yorgunum<br />
Bilmiyorum neden sana vurgunum<br />
Erzurum garında banklar üstünde<br />
Uyku tutmuyor karanlıkları<br />
Yitik düşlerimi kovalıyorum<br />
Gölgeler gidiyor; ben kalıyorum.</p>
<p>Bin bir türlü kokuyorsa yaylalar<br />
Siyah gözlerine beni de götür<br />
Baharın koynundan koparıp sana<br />
İpek bir mendile sardığım yüreğimle<br />
Şehzade gülleri gönderiyorum<br />
Umutlar kalıyor; ben gidiyorum.</p>
<p>Bütün yelkenlileri, deniz fenerlerini<br />
Kaptanları sorgulayan<br />
Yanından geçen küheylanların<br />
Korku tufanına yakalandığı<br />
Siyah gözlerine beni de götür<br />
Güneş ülkesinden gelen yiğitler<br />
Benzeri olmayan bir dünya kursun<br />
Cellat, ayrılığın boynunu vursun.</p>
<p>Usul usul intizarı çürüten<br />
Bu hercai diken, bu çılgın arzu<br />
Sürüklüyor imkânsız muştuların<br />
Eşiğine gönül vadilerini<br />
Bir ağaçtan düşen yapraklar gibi<br />
Düşüyorum tanyerine<br />
Ya topla yaralı kırlangıçları<br />
Ya da bu vefasız şarkıyı bitir<br />
Özgürlüğe giden tutsaklar gibi<br />
Siyah gözlerine beni de götür.</p>
<p>Bu kaçıncı bekleyiş trenlerin ardından,<br />
Bin pare olduğum kaçıncı bozgun ?<br />
Bir gün bu esrarlı hikâye biter,<br />
Erzurum garında banklar üstünde kalem bana kızgın<br />
Kitaplar kızgın,<br />
Hasret katar katar uzayıp gider &#8230;..<br />
İçimde bir figan, düdük sesi<br />
Her vagon efkarlı bir uzun hava<br />
Göçmen kuşlar hâlâ dönmedi geri<br />
Kurumuş evlerin karanfilleri</p>
<p>Ey Monaliza’nın kıskandığı el<br />
Sihrine bir defa dokunmak için<br />
Hep aynı şarkıyı söyleyip durdum<br />
Başımı umutsuz taşlara vurdum,<br />
Vermedin bir siyah fotoğrafını<br />
Ya da bir hatıra parmaklarından<br />
&#8220;Beni bir kaygısız Neron mu sandın<br />
Hangi duşmanımın sözüne kandın.&#8221;<br />
Götür senin olsun bütün ihtişam ,<br />
Gece mahkûmuna kalır mı akşam?</p>
<p>Erzurum garından ayrılıyorum &#8230;<br />
Banklar mütereddit bakıyor ardım sıra.<br />
Abdurrahman gazi yokuşlarında Mecnun’la, Kerem’le buluşucaz<br />
Bu çaresiz derdi konuşucaz<br />
Yollar kıvrım kıvrım, çetin ve uzun<br />
Dağlar melankoli,<br />
Dereler hüzün,<br />
Takvimleri görmek istemiyorum,<br />
Karanlığa dönmek istemiyorum,</p>
<p>Ey Monaliza’nın kıskandığı el,<br />
Bu kar yığınları cehennemden mi,<br />
Bu sokaklar mahşerden mi geliyor?<br />
Gürcü kapı ihtirası bilmezdi.<br />
Altın kalpli zambakların filizlendiği taş mağazalar,<br />
İlmek ilmek bileklerine geçirmezdi.<br />
Nefret organlarını<br />
Nerde dadaşın gür bıyıkları<br />
Aziziye neden böyle derbeder<br />
Solan renkler kimin kaldırımlarda?<br />
&#8220;Ya bu Erzurum Erzurum değil,<br />
Ya ben başkasıyım bu Erzurum da &#8221;</p>
<p>Ey Monaliza’nın kıskandığı el<br />
Belki de o eski sinemalarda hâlâ bir Çin filmi oynamaktadır<br />
Çifte minareler mum ışığında sonsuzluğa geçit aramaktadır<br />
Küskün çivileri yakutiyenin<br />
Yine sessiz sessiz ağlamaktadır.<br />
Issızlığa kurşun sıkan tabyalar<br />
Başına karalar bağlamaktadır</p>
<p>Abdurrahman gazi yokuşlarında<br />
Ne Mecnun ve Kerem, Leyla ve Aslı<br />
Ne de Çin filminden kalan görüntü<br />
Alevli bir köpük sadece dünya<br />
Erzurum garına banklar üzerine dönüyorum çıplak ayaklarımla<br />
Yine kuşlar, yine rüzgâr ve yağmur<br />
Zavallı gözlerim kırmızı, mahmur<br />
Unutuyor sevda resimlerini</p>
<p>Ey Monaliza’nın kıskandığı el<br />
O eşsiz, ebedi sıladan mahrum etme<br />
Şarkıları sana bırakıyorum &#8230;&#8230;&#8230;</p>
<p><strong>Nurullah Genç</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edebiyatsahnesi.com/siyah-gozlerine-beni-de-gotur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
<enclosure url="http://www.edebiyatsahnesi.com/siir/siyah-gozlerine-beni-de-gotur.mp3" length="5505024" type="audio/mpeg" />
		</item>
		<item>
		<title>Sevgilerde</title>
		<link>http://www.edebiyatsahnesi.com/sevgilerde/</link>
		<comments>http://www.edebiyatsahnesi.com/sevgilerde/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Mar 2010 18:03:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Edebiyat Sahnesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sesli Şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[behçet necatigil]]></category>
		<category><![CDATA[sevgilerde]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edebiyatsahnesi.com/?p=302</guid>
		<description><![CDATA[
Sevgileri yarınlara bıraktınız
Çekingen, tutuk, saygılı.
Bütün yakınlarınız
Sizi yanlış tanıdı.
Bitmeyen işler yüzünden
(Siz böyle olsun istemezdiniz.)
Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi
Kalbinizi dolduran duygular
Kalbinizde kaldı.
Siz geniş zamanlar umuyordunuz,
Çirkindi dar zamanlarda bir sevgiyi söylemek.
Yılların telaşlarda bu kadar çabuk
Geçeceği aklınıza gelmezdi.
Gizli bahçenizde
Açan çiçekler vardı,
Gecelerde ve yalnız.
Vermeye az buldunuz
Yahut vakit olmadı.
Behçet Necatigil
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>Sevgileri yarınlara bıraktınız<br />
Çekingen, tutuk, saygılı.<br />
Bütün yakınlarınız<br />
Sizi yanlış tanıdı.</p>
<p>Bitmeyen işler yüzünden<br />
(Siz böyle olsun istemezdiniz.)<br />
Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi<br />
Kalbinizi dolduran duygular<br />
Kalbinizde kaldı.</p>
<p>Siz geniş zamanlar umuyordunuz,<br />
Çirkindi dar zamanlarda bir sevgiyi söylemek.<br />
Yılların telaşlarda bu kadar çabuk<br />
Geçeceği aklınıza gelmezdi.</p>
<p>Gizli bahçenizde<br />
Açan çiçekler vardı,<br />
Gecelerde ve yalnız.<br />
Vermeye az buldunuz<br />
Yahut vakit olmadı.</p>
<p><strong>Behçet Necatigil</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edebiyatsahnesi.com/sevgilerde/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
<enclosure url="http://www.edebiyatsahnesi.com/siir/sevgilerde.mp3" length="1569173" type="audio/mpeg" />
		</item>
	</channel>
</rss>
